| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | dive into f. | dalmak | ||
|
Bill dived into the river to save the drowning child. Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | dive into f. | dalmak | ||
|
Bill dived into the river to save the drowning child. Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dive into f. | pike yapmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | dive into f. | bir şeyin içine dalmak | ||
| Öbek Fiiller | dive into f. | hevesle başlamak/girişmek | ||
| Öbek Fiiller | dive into f. | balıklama atlamak/dalmak | ||
| Öbek Fiiller | dive into f. | yemeğe girişmek/gömülmek | ||
| Öbek Fiiller | dive into f. | iştahla yemeye başlamak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | dive into the crowd f. | kalabalığa dalmak | ||
| Genel | dive into the crowd f. | kalabalığın içine dalmak | ||
| Genel | dive into the crowd f. | kalabalığa karışmak | ||
| Genel | dive into the crowd f. | kalabalığın içine karışmak | ||
| Genel | dive into a bag f. | çanta karıştırmak | ||
| Genel | dive into a bag f. | çantasını karıştırmak | ||
| Genel | dive into the bushes f. | çalılıklara dalmak | ||
| Genel | dive into (something) f. | (bir şeye) dalmak | ||
| Genel | dive into (something) f. | (bir şeyin) içine atlamak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | dive into (something) f. | (bir şeye) hevesle başlamak/girişmek | ||
| Öbek Fiiller | dive into (something) f. | iştahla yemeye başlamak | ||
| Öbek Fiiller | dive into (something) f. | (bir şeye) düşünmeden dalmak/girişmek | ||
| Öbek Fiiller | dive into (something) f. | yemeğe saldırmak | ||
| Öbek Fiiller | dive into (something) f. | yemeğe girişmek/gömülmek | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | go into a nose dive f. | baş aşağı gitmek | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | take a nose-dive into f. | yere çakılmak | ||